öğrencilik hayatım boyu çalışıp kendi paramı kazanmanın ne kadar muhteşem bir şey olduğunu düşünürken iş dünyası hep çok uzak ve olağanüstü gelirdi. herkesin profesyonel bir şekilde işini yaptığını, sadece işini yaptığını ve çok da iyi yaptığını sanırdım. gel gör ki bu düşüncelerimin büyük bir ilüzyon olduğunu anlamam fazla uzun sürmedi. üç yılı aşkın süredir çalışıyorum ve bu süre içinde onlarca yazılı / yazısız kural öğrendim. bir kısmını kabullendim, bir kısmını ise hazmetmekte hala zorlanıyorum. işte size bir takım iş hayatı öğretileri:
- öncelikle kurumsal bir yerde, kurumsal bir kişisel imaj için almanız gereken önlemler var. erkekler kollarını kaldırdıklarında korkunç görüntüler sergilemekten kaçınmak adına kısa kollu gömlek giymemeli (bu maddenin özellikle yaz aylarında kabus olduğunu düşünüyorum). kravat zaten şart. takım elbisede koyu renkler tercih edilmeli fakat kahverengiden mutlaka kaçınmalı. yine takım elbisede ayakkabı - kemer renk uyumu önemli. gömlekler temiz, ütülü ve açık renk olmalı. kadınlar ise daha rahat olsalar da özellikle ayakkabı seçiminde dikkatli olmalılar. burnu açık topuklu ayakkabılar vitrinde çok hoş evet fakat üç yıldır ayak bakımı yapmamış bir kadın ayağında gördüğünüz zaman nahoş olabiliyor. bu görüntüden kaçınılmalı. aynı şekilde profesyonel bir görünüm için kısa paçalı, kapri pantolonlar ve şortlar da rafa kaldırılmalı, etek giyilecekse çoraplar fazla abiye olmamalı. boyalı saçların bakımına, koyu renk oje sürülmüş tırnakların hassasiyetine değinmiyorum bile. kadınlar biraz daha rahat dedik ama aslında detayları daha fazla, takılan takıların ve kullanılan aksesuarların da (ör: çanta) yine kurumsal görüntüyle aykırı düşmeyecek, sade ve abartısız olması gerekiyor. ayakkabı konusuna geri dönecek olursak spor ayakkabı yasak. ah işte buna dayanamıyorum. siyah kumaş pantolonun altına beyaz ya da altın rengi detaylı adidas originals’ın muhteşem gittiğini düşünen bir tek ben miyim acaba?
- kılık kıyafet tamam diyelim ve gelelim kurumsal oturma kalkma adabı, büyüklerimize saygı falan.
* sizden üst düzey biriyle yürürken bırakın önden gitsin, kapıdan ilk çıkan o olsun. kapıyı tutmanıza gerek yok hayır.
* yine sizden üst düzey yöneticilerle (SÜDY) konuşurken “bana ismimle hitap et” şeklinde bir izin çıkmadıkça kendisine “sen” diye ismiyle hitap etmeyin.
* SÜDY’e mail yazarken mail’a “merhaba” diye başlamayın. “x bey” ya da “x hanım” olması gereken yazılı hitap şeklidir. mail’ı bitirirken de “bilgilerinize sunarım, görüşlerinize sunarım, uygunluğunuza sunarım” şeklinde her zaman pasif tarafta durduğunuz kalıplar kullanmaya özen gösterin. SÜDY’e iş verir gibi “yardımlarınızı / görüşlerinizi rica ederim” tarzı kalıplar hoş karşılanmıyor.
* asla ve asla bir SÜDY’nin sözünü kesmeyin.
* SÜDY size nasıl olduğunuzu sorduğunda cevap verirken o’nun nasıl olduğunu sormayın. asker mantığı evet ama bu yüzden ortalığı yıkan ÇÜDY’ler (çok üst düzey yönetici) biliyoruz. “iyiyim sağolun” en uygun cevap olacak. d şıkkı.
* iki kişi konuşurken (çok samimi iş arkadaşlarınız değillerse) size fikriniz sorulmadığı sürece lafa atlamayın.
* insanların masaları ve bilgisayarları genellikle kendilerine özeldir. es kaza kısa bir süre için başka birinin masasına oturmanız gerekti, masayı sandalyeyi vs. bulduğunuz gibi bırakın.
* SÜDY’ler sizinle ne kadar samimi olurlarsa olsunlar, siz onlarla olmayın. onlar size rencide edici, iğneleyici espriler yapıp dalga geçebilirler fakat siz kendilerini biraz ti’ye almaya kalkarsanız buz kesilip aranızdaki ast üst ilişkisini hatırlatacaklardır. çizgiyi iyi koruyun. hatt-ı müdafaa yapın.
* asla ve asla tam olarak bilmediğiniz konularda yorum yapmayın, doğruluğundan emin olmadığınız şeyler söylemeyin. hele de bir SÜDY yanında! söylediğinizin arkasında durabilecek gibi değilseniz söylemeyin daha iyi. söz gümüşse sükut hakikaten altındır.
* çok önemli bir durum olmadıkça işe erken gelin, geç çıkmaya çalışın. evet, kesinlikle yüzeysellik, orada fazla durmanız fazla çalıştığınız anlamına gelmiyor ama insanlar böyle algılıyorlar. ayrıca gelmeniz gereken saatten 10 dakika daha önce yerinizde olmanız sizi daha sorumluluk sahibi gösteriyor.
* özel hayatınıza tabii ki zaman ayıracaksınız ama çaktırmayın. mail ile halledebileceğiniz bir şeyse telefonda konuşmayın, konuşsanız bile fısıldamaya çalışın. mail atarken de bazı kurumlarda mail’ların random okunabildiğini aklınızdan çıkarmayın.
* yakın çalıştığınız fakat anlaşamadığınız birileri olabilir. bu kişilerle sözlü tartışmalara girmekten mutlaka kaçının. baktınız konuşma çözümsüz yollara sapıyor, “peki” diyin konuyu kapatın. yeter ki konu kapansın.
* işyerinde duygusal davranmaktan kaçının. hele hele ağladığınızı falan kimse görmesin mümkünse.
* fiziksel temastan ve el şakalarından mutlaka kaçının. yok artık yani.
* gazete okuyun, haberleri izleyin, ülkede olan bitene karşı duyarlı olduğunuzu ve bir fikriniz olduğunu bilsinler.
* herhangi birinden herhangi bir konuda bir teyit / uygunluk vs. alıyorsanız mutlaka yazılı olacak. kayıtları da max 1 yıl olmak üzere tutun. telefon konuşmalarıyla ilgili o kadar çok “ben öyle bişi demedim” zırvalığıyla karşılışıyor ki, şaka gibi.
* yukarıdaki maddeyle de ilintili olarak, işle ilgili konularda babanıza bile güvenmeyin.
* işte mantığını anlayamadıklarımdan biri daha: sizin ya da yakın iş arkadaşlarınızdan birinin pozisyon / birim değiştirmesi, işten ayrılması vs söz konusu ise bunu son gününe kadar devlet sırrı gibi saklayın (?!). bu gizlilik politikasını hakikaten anlayabilmiş değilim.
* anıra anıra gülmeyin, allah aşkına, başımız şişiyor.
* çok uyumlu, pozitif, insanları seven, süper bir insan değilseniz asla olduğunuz gibi görünmeyin. kişiliğinizi binanın giriş turnikelerinde bırakıyorsunuz. nasıl olsa söylemek istediklerinizi söyleyemeyeceksiniz, vermek istediğiniz cevapları ve tepkileri veremeyeceksiniz, nasıl bir kişilikten bahsedebilirsiniz ki?
* vazgeçilmez olduğunuzu falan bir an bile düşünmeyin. sokakta sizin işinizi aldığınız maaşın 2/3′üne yapmak için birbirini çiğneyen tonlarca adam var.
* iş hayatında referans her şeymiş, ben bunu gördüm. hayatta hiçbir şeyiniz olmasa doğru düzgün bir referansınız olsun ve her leveldan beraber iş yaptığınız insanlara özenli davranmaya çok dikkat edin. dünya gerçekten çok küçük ve kimin kimleri tanıdığını, hakkınızda neler söyleyebileceğini (bad mouth) tahmin edemezsiniz.
* bebek muhabbeti sevmeyen bir kadınsanız bu dünyada işiniz gerçekten çok zor. size hiçbir şey söyleyemiyorum.
* işe yeni başladıysanız kimseyle fazla samimi, can ciğer kuzu sarması olmamaya, canımlı cicimli konuşmamaya çalışın. çok mutlu ve hevesli olabilirsiniz yeni işinizle ilgili ama insanların gözünde sahte ve aşırı bir görüntü çizmemek önemli.
..to be continued..